Milyonlarca işletme kaldırılsın diyor… Tepki çeken uygulama

Yusuf İleri

Bizim vergi sistemimizde firmaların aleyhine tuhaf hatta akla zarar düzenlemeler var. “Finansal gider kısıtlaması” olarak bilinen düzenleme bunların başında yer alıyor. İktidarları, Maliye’yi hatta muhalefeti yıpratmak için bundan daha iyisi bulunamaz, özenle seçilmiş. Gerçekten de “ülkemizdeki firmaların büyük bir bölümünü haksız bir şekilde olumsuz etkileyecek, onların psikolojilerini bozacak; siyasetçileri de işletmelerin gözünde zayıflatacak bir uygulama hangisi olur” diye ödüllü bir yarışma açılsa yine de böylesi bulunamaz. Böyle bir sistemi bulmak başka bir akıl gerektirir. İşin ilginç bir tarafı da benzeri bir düzenlemenin daha önce uygulanmış ve kaldırılmış olması. Bu incelikleri nasıl bulunuyor akıl sır erdirmek mümkün değil!

FİRMALARI HAKSIZ OLARAK OLUMSUZ ETKİLİYOR

Finansal gider kısıtlaması, GVK ve KVK’da yer alıyor (GVK md.. 41/9; KVK md. 11/1-i). Düzenleme, işletmelerin kullandıkları yabancı kaynakların, öz kaynaklarını aşması halinde; aşan kısmı için faiz, komisyon, vade farkı, kar payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan ödemelerin bir kısmının vergi matrahının hesaplanmasında gider unsuru olarak dikkate alınmamasına neden oluyor. Yani işletme bankadan kredi kullanıyor ama ödediği faizin tamamını gider yazamıyor. Emtia satın alıyor ama kur farkı, vade farkı gibi giderlerinin bir kısmını vergiye tabi kazançtan indiremiyor.

Ülkemizin bütün imalatçıları, sanayi şirketleri, tarım sektörü, turizm kesimi küçük büyük istisnasız hepsi bundan etkileniyor. Şirketin imalat yapması, ülke için stratejik önemde faaliyetlerde bulunması, alınan kredilerin bu imalatta kullanılması fark etmiyor. Sadece yeni yatırımlarda kullanılan krediler yönünden böyle bir sınırlama yapılmıyor.

GEREKÇESİ ÜLKE GERÇEKLERİNDEN UZAK

Kanunun gerekçesinde, “Firmaların finansman ihtiyaçlarını borçlanma yerine öz kaynakları ile finanse etmelerini teşvik etmek ve öz kaynaklarını güçlendirmek” şeklinde parlak(!) bir açıklama yer alıyor. Anlaşılmaz bir mantıkla öz kaynakla iş yapanların, faiz vb. finansal bir masrafı olmadığından karının yüksek çıkması nedeniyle yüksek vergi ödediği; buna karşın kredi kullananların ise ödediği faiz vb. masrafları gider konusu ettiği için vergi avantajı sağladığı kabul ediliyor. Ülkenin ve firmalarımızın faiz pahasına ödediği bedelin haklılığına inanmamız isteniyor.

ALTTA KALANIN CANI ÇIKSIN DİYOR

Oysa işletmeler; hammadde, ticari mal satın almak, çalışanların ücretlerini, kiralarını, hatta vergilerini ödemek için krediler alıyor, ardında bu kredilerin anapara ve faizlerini ödemek için yeniden borçlanıyor. Birçok ülkede, devlet firmalara ücretsiz finansal danışmanlık hizmeti veriyor. Görevlendirdiği finans danışmanı, firmalara gidiyor; işletmeleri daha uygun koşullarda alabileceği krediler konusunda bilgilendiriyor. Böylece işletmelerin finansal tuzağa düşmeleri engelleniyor. Finansal gider kısıtlaması ise alta kalanın canı çıksın diyor.

UYGULAMADA DA SORUN VAR

Finansman gider kısıtlaması, 26.04.2012 tarihinde Meclis’e sunuldu, 31.5.2012’de kabul edildi, 2103’te yürürlüğe girecekti lakin sekiz yıl sonra 2021 yılında mümkün oldu. O dönemin koşulları hangi nedenlerle böyle bir düzenlemeyi gerektirdi, uygulanması Cumhurbaşkanı kararına bağlıyken niçin sekiz yıl boyunca uygulanmadı da, Cumhurbaşkanlığı seçim öncesinde 4 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe girdi? Hepsi belirsiz! Gider kısıtlaması oranı belirlenince, Maliye Bakanlığı 18 Seri No.lu KV Genel Tebliği (Seri No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’i yayımladı ve uygulamanın 1.1.2021 tarihi itibarıyla başlayacağı Tebliğ’de açıklandı.

Tebliğ’de de sorun var. Maliye’nin vergi işlerinde şöyle bir stratejisi var. Bu ülkenin vergilerini toplayan kurum hassasiyetiyle yasa maddelerindeki boşlukları hazine lehine yorumluyor. Burada da öyle yaptı. Gider kısıtlamasına ilişkin düzenleme 2013 yılında yasallaştığı için öncesindeki borçlanmaları kısıtlama dışında bıraktı. Ancak yasanın uygulanmadığı 1.1.2013-4.02.2021 zaman aralığındaki sekiz yıl boyunca alınan ve 1/1/2021 tarihinden itibaren ödenecek olan krediler yönünden kısıtlama getirdi. Şirketlerin kullandıkları krediler ağırlıklı olarak 2021 öncesinden geliyor.

DANIŞTAY KONUNUN NERESİNDE

Bu Tebliğ iki yönde yargıya taşındı. Bir taraftan ihtirazı kayıtla beyannameler verildi ve vergi mahkemelerinde açılan davalarla tahakkuk eden vergilerin kaldırılması istendi. Bu tür bazı davalarda vergiler kaldırılırken, bazı vergi mahkemeleri Maliye Bakanlığı Tebliğine göre yapılan hesaplamaları doğru buldu. Henüz nihai ve kesinleşmiş bir karar yok.

Diğer taraftan Tebliğ’in geçmişe dönük uygulama getiren hükmünün Danıştay’dan iptali istendi. Danıştay, yürütmenin durdurulması talebini ve buna ilişkin itirazı reddetti. Bu tür Genel Tebliğ iptallerinde “yürütmenin durdurulması” talebi doğru strateji olmuyor. Yürütmenin durdurulması için telafisi imkansız zararın da doğması gerekiyor. Ödenecek verginin faiziyle geri alınması mümkün olunca “yürütmenin durdurulması” talebinin reddi olağan oluyor. Tabii ret gelince karamsarlık oluşuyor. Esasa dair kararda iptal bekleniyor.

CUMHURBAŞKANININ KONUYA EL ATMASI İSTENİYOR

Lakin mesele Maliye Bakanlığının Tebliği değil. Finansal gider kısıtlaması bütün olarak kabul görmüyor. Ticari akla ve günlük tecrübelere aykırı geliyor. İşletmeler varlıklarını korumak ve devamını sürdürmek için kredi alıyor. Düşük faizli krediler aranırken, bütün karlılığı götüren faizlerin vergi matrahından düşülmemesi şaşkınlık yaratıyor.

Bir firma sahibi, “Bu uygulamadan Sayın Cumhurbaşkanımızın haberi var mıdır acaba” diye sordu. “Yasada, ‘kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) oranı Cumhurbaşkanlığı tarafından tespit edilir’ şeklinde ifade olduğunu ve bunun %10 olarak belirlendiğini” söyledim. İyice şaşırdı. Ama ardında “Eskiden Bakanlar Kurulu tarafından kullanılan yetkilerin yeni sistemle Cumhurbaşkanı tarafından kullanıldığını, bunun teknik bir ifade olduğunu, bu şekilde yüzlerce hatta binlerce yetki kullanıldığını her birinin ayrıntısının bilinmesinin mümkün olamayacağını” açıkladım. “Bu uygulamanın mutlaka Cumhurbaşkanına anlatılması gerektiğini” söyledi. Bu yazı, bu imalatçının isteği üzerine Sayın Cumhurbaşkanına sunulması için yazıldı.

BU İŞİN YOK SAĞI SOLU

Söz konusu olan bu ülkenin üretimi, istihdamı. Firmalar zaten kredi bulmakta zorlanıyor. Faizler almış başını gitmiş. Devletin alacağı vergi, faize gidiyor; faizden artık kalmayınca devlet vergi alamıyor. Bunun üzerine finansal gider kısıtlaması adı altında işletmelerin ödediği faizi gider kabul etmeyerek, yok sayarak faizden vergi alıyor. Bu uygulamalar, firmaların tasfiyesine piyasadan çekilmesine katkı sunuyor. Sitemler, yalnız iktidara değil, bunu dillendirmiyen bir kez olsun gündeme taşımayan muhalefete de yapılıyor. İktidar da olsun muhalefet de olsun maliyeci milletvekillerine görev düşüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir